Toplam 5 sonuçtan 1 ile 5 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Kamp ocakları- Başlangıç

  1. #1
    Administrator Cömert Özen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    K.Tarihi
    Jul 2017
    Yaş
    50
    Mesajlar
    142
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür aldı.

    Kamp ocakları- Başlangıç

    Avcılığın gizli nimetlerinden varsaydığım, Çam dallarıyla yakılmış bir ateşin közünde, kara çaydanlıkta demlenmiş ve içine çam kokusu sinmiş bir çayın yerini ve bunu içmenin keyfini hiçbir şey tutamaz. Keza durum aynı şekilde yapılmış bir yemekte de aynı. Bu eşsiz lezzeti en lüks lokantalar, bile yakalayamaz. Ama ateş yakmanın kabahatlar kanununa göre suç sayıldığı bir orman veya milli parktaysanız veya avlakta ancak etrafta yakacak bir ağaç bulunmayan bir kayalık veya ovalıktaysanız, çay keyfinin yanı sıra, yemek yapmak, önceden yapılmış yemeği ısıtmak, temizlik için kar eritmek , kısıtlı da olsa ısı kaynağı olarak vücudunuzu ısıtmak , yaralandıysanız , yaraya müdahale edeceğiniz ekipmanı steril hale getirmek gibi sebeplerden ateş yakabilmeniz için taşınabilir bir kamp ocağının yanınızda bulunma ciddi şekilde hayatta kalabilmeniz için fark yaratır.

    Eğer grup içindeyseniz, grubun diğer elemanları sayesinde belki bunlara bile gerek kalmayacaktır. Benim gibi yalnız dolaşmayı seviyorsanız ve gittiğiniz bölgede, tam olarak ne ile karşılaşacağınızdan çokta emin değilseniz, yanınızda bu tarz bir alternatif ateş kaynağının olmasında oldukça fayda vardır.

    Şahsen kendime ekipman toparlarken, bunları, sadece av, atış , kamp , piknik ve outdoor aktivitesinde kullanmanın yanı sıra, doğal afet, uzun süreli enerji kesilmeleri, savaş vs vs durumlar da, iş görecek, yaşamak ve hayatta kalabilmek adına fark yaratacak, küçük ama işlevsel, portatif, yakıtı kolay bulunan, kullanımı çok karışık olmayan, arıza durumunda müdahale ederken sahada fazla uğraştırmayan, ve oldukça sağlam olanlardan, ihtiyaçlarımı karşılayacak olanları tespit edip, sonrada bütçeme uygun bir şekilde bir yol izliyorum. Yani basit günü kurtaracak ürünler yerine, en zor şartlarda görevini yapacak, evladiyelik ürünler almayı tercih ediyorum. Bu şekilde seçici bir şekilde araştırdığımda, piyasada satılan ürünlerinin çoğunluğunun, uzun vadeli kullanımda aslında reklamında veya üreticisinin iddia ettiği gibi olmadığını görüyorum.


    Son zamanlarda sıkça duymaya başladığımız programlı eskitme kavramı bu tür ürünler içinde geçerli.


    Yeni nesil benzin ocakları her yakıtı yakabiliyor diye pazarlanıyor ama iş uygulamaya geldiğinde bu tür ocakları kullanmak biraz tecrübe istiyor. Ayrıca uzun vadeli kullanımda, contalar, O – Ringler, yakıt hortumu, jet yakıcısı vs vs aksesuarlarının yeni alınıp değiştirilmesi gerekiyor. Hal böyle olunca, antika sayılan, ancak bünyesinde hortum, hassas O –Ring, brülör Jet yakıcı gibi parçalar barındırmayan eski üretim ancak gayet te başarılı çalışan ocaklar, sıfır olanlara oldukça iyi bir alternatifi olabiliyor.


    Kamp işi veya seyyar ocak , soba , fırın gibi ürünler ararken isveç , Norveç , Danimarka gibi soğuk iklim ülkelerinin ürünlerini veya SSBC dönemi üretimi Rus işi olmasına özellikle dikkat ediyorum.

    Sebebini açıklamak gerekirse, İskandinav ülkelerinde yapılan üretimler 5-6 nesil aynı işi yapan aile şirketleri tarafından yapılmış olup, günümüzde dahi işi sırf ucuza getirmek maksadıyla çin’e sipariş verilmeden yapılmaktadır. Yani ülkenin soğuk iklimini bilen kişilerin ürettiği ve en zorlu şartlarda çatur çatır çalışan ürünlerden bahsediyoruz. Marka vermek gerekirse Optimus ve Primus markasının antikasını bile bulsanız alın. En yeni nesil ocakların bile tırtladığı, aşırı zorlu şartlarda, gümbür gümbür çalışacaklardır.


    Yeni nesil ocaklar portatiflik ve hassas ayarlar için içlerinde esnek boru , conta , O ring gibi parçalar barındırırlar. Yakıt olarak kullanılan benzin , hegzan gibi eritken içerikli yakıt zamanla kauçuk bu parçaları yıpratır. Yenisini ile değiştirilmesi gerekir. Eski nesil ocaklarda sadece yakıt kapağının ve hava pompasının içinde conta olduğundan ve bu contalar yakıt ile direkt temas etmediğinden ,sadece iğne ve sprey başlıkta biriken kurum temizlenerek, yıllarca yıpranmadan çalışacaktır.


    Soğuk savaş dönemi rus üretiminin ise dünyada eşi benzeri yoktur. Temel rus mantıgıyla üretilmiştir. Açma kapatma, ve her ne iş yapıyorsa , az yap , çok yap. Hassasiyetten eser yoktur belki ama uçurumdan aşağı atın , ikiye bölünmediyse çalışmaya devam edecektir. İşte bu kadar sağlam yaparlar.
    Hatta rus imalatı ocaklarda ilginç bir durum daha var arkadaşlar. Ruslar kominizm zamanlarında , çinliler’den bile önce ters mühendislikle taklit ürün yapmaya başlamışlar. Bu işte o kadar ileri gitmişler ki, taklidini yapılan orijinal üründeki bir takım eksiklikleri ve kusurları da gidermişler. Rusya dağıldığı vakit bu ürünler piyasaya çıkınca son kullanıcılar Rus işi ocakların orjinallerinden daha performanslı ve daha kullanışlı olduklarını keşfettiklerinde, orijinal ürün almak yerine rus taklidini almayı tercih etmişler. Bu durum o kadar ileriye gitmiş ki , Dünyada ilk kez , orijinal ürün üreticileri , taklitleri daha çok satılıyor diye , orijinal ürünü taklitteki özelliklerle üretmeye başlamışlar. Yani orijinal ürün üreticileri , TAKLİTLERİNİ , TAKLİT ETMEK ZORUNDA KALMIŞLARDIR.

    Biliyorum, bu açıklamaları size ilk okuduğunuzda oldukça saçma gelmiştir. Belki hiç birimiz göç, büyük çaplı afet, büyük kesinti veya savaş ortamı göremeyeceğiz ve bu tür ekipmana belki hiç ihtiyacımız olmayacak, şahsen en azından birisinin bile olduğu bir durumda kalırsam, elimin altında böyle ekipmanların olması gerektiği düşüncesiyle, görevini tam manasıyla yerine getirebilecek şekilde dayanıklı ve kalitede ekipman topluyorum.

    Afet, savaş, uzun süreli kesinti gibi durumlarda, kırsalda yaşayanlar, büyük şehirlerde yaşayanlara göre bariz şanslı. Zaten kurulu ve hali hazırda kullanılan bir soba veya ısınma sistemleri varken, yakacak ağaç sıkıntısı da çekmeyecekleri hepimizin malumudur. Büyük şehirlerde basit bir yağmurda bile trafik içinden çıkılmaz hale gelirken büyük bir toplumsal olayda oluşacak kargaşanın boyutunu, kimse tahmin edemez. Yerinizi terk etmemeniz durumunda, elinizdekilerle ne kadar idare edebilirsiniz? Veya terk etmeniz icap ediyorsa, elinizdekilerin ne kadarını yanınızda taşıyabilirsiniz? Yanınızdakileri ne kadar süre taşıyabilirsiniz?
    Bu başlığı açma sebebim de zaten budur. Taşınmaya müsait, kullanımı basit, yakıtı kolay tedarik edilebilen ocakları hangileri olabilir? Hangi modeli, neden tercih etmek gerekiyor? Bunu anlayabilmek ve anlatabilmek.

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » Av raporu 16
    • » Ynt: Retay Arms Av Tüfekleri - 2017...
    • » Remington 870 DM
    • » bazen kendimi tanıyamıyorum :) ikimizde...
    • » Kadir gecemiz mübarek olsun.
    • » Savannah-Ördek Avcısı Ward Allen'ın...
    • » 8 - 1 = 7 :)
    • » Avlak Foruma Hoş Geldiniz Sayın...
    • » Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun
    • » Deneme atışı

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » Uyduragandi Ocaklar
    • » Russian Primus LUCH IR Kamp sobası-...
    • » Alkol Ocakları
    • » Zibro Kamin Model G
    • » Bütan- İsobütan Ocaklar
    • » Benzin Ocakları
    • » Gazyağı Ocakları
    • » Rus Ocakları- Shmel 3
    • » İspirto Ocakları
    • » Kamp ocakları- Başlangıç
    Cömert ÖZEN 1970
    Şişli - İSTANBUL

  2. #2
    Administrator Cömert Özen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    K.Tarihi
    Jul 2017
    Yaş
    50
    Mesajlar
    142
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür aldı.
    Av postası, atış aktivitesi veya kamp yaparken, eğer aracınıza kolayca ulaşacak kadar uzaklaşmıyorsanız, Yemek yapmak için bir küçük tüp işinizi fazlasıyla görecektir. Uygun brülör kafa ile aynı tüpten ısınabilirsiniz de. Ancak uzun ve yüksek eğimli mesafeleri yayan olarak aşmak durumundaysanız, küçük tüp taşımak hem zahmetli hem de yorucu olacaktır.


    Portatif bir ocak almak istediğinizde karşınıza farklı yakıt kullanan, farklı biçimlerde yanan, birçok ayrı seçenek çıkacaktır. Tercih yaparken önceliğimiz yakıtının kolay bulunması ve taşınması, ayrıca, ocağın, yakıtı ne kadar verimli yaktığı olmalıdır. Peki, bir kamp ocağının, verimi derken ne anlamamız gerekiyor?
    Normal mutfak ocaklarında bu kavram sabit iken iş kamp ocağına geldiğinde işer iyice karışıyor arkadaşlar. Çünkü su veya yemek yaptığınız kabın metalinin cinsinden, hacmine ve çapına, ocağın ateş çıkartan brülör kafasının büyüklüğünden, ocaktaki konumuna, ortamın soğukluğundan, esen rüzgarın şiddetine, havadaki oksijen karışımı, deniz seviyesinden yukarlara çıktıkça düştüğünden ortamın irtifasına kadar bir çok etken devreye giriyor. Bu sebeple genelde bu tür ocakların, normal hava koşullarında 1 litre suyu ne kadar sürede kaynatabildiği dikkate alınır.


    Peki ne türlü bir ocağa ihtiyacımız var? Bu sorunun cevabını piyasada ne türlü ocaklar var? Bunlar , hangi şartlarda nasıl çalışır ? Bunu açıklayarak yanıtlamak isterim. Antalya daki bir kişi ile Karstaki bir kişinin , çoğrafi şartları aynı olamayacağı için , şu markayı alın şeklinde basit anlatılamayacağı için, her tür ocağı ve özelliklerini ayrı başlıklar altında açıklamayı daha uygun gördüm. Çünkü herkesin beklentisi, bütçesi ve kullandığı, kullanacağı coğrafya ve iklim şartları, farklı olduğu için satın alınabilecek tüm ocakları inceleyip, kendisine en uygun olanı seçmesi, bence yapılacak en mantıklı iştir.


    Öncelikli işimiz ne türlü bir yakıt kullanmamız gerektiği. Ama ondan da önce bilmemiz gereken asıl konu , hangi yakıtın ne kadar verimli ısı verebildiği. Birim fiyatı bulunabilirliği de önemli. Isı söz konusu olduğunda , karşımıza BTU diye bir birim çıkıyor. ( Klimalardan aşinasınızdır ) BTU : bir libre suyun sıcaklığını 63° F'den 64 °F'ye çıkartmak için gerekli olan enerji miktarıdır. BTU değeri yükseldiğinde süre kısalır. Ya da şöyle söyleyeyim, bir yakıtın BTU değeri ne kadar büyük ise , kendisinden daha küçük BTU değeri olan bir yakıta göre , aynı miktarda yakıt ile hem daha kısa sürede hem de daha az miktarda yanarak , bir libre suyun sıcaklığını 64 F den 64 F a çıkartabilir. Özetle diğerine göre daha yüksek BTU değeri iyidir diyelim.

    Yakıt Formülü Kcal/g BTU/lb
    Propan C3 11.0 21660
    Mum ( Bal Mumu) C26-46 11.0 21650
    Bütan C4 10.8 21160
    Benzin C4-12 ~10.4 ~18500
    Kerosen C10-18 ~10.3 ~18300
    Parafin Mumu C19-36 10.0 18000
    Etanol ( Etil Alkol) CH3CH2OH 6.4 12760
    Methanol ( Metil Alkol) CH3OH 4.7 9750
    Kuru Ağaç ~3.9 ~7000



    Bu listeye göre en düşük randımanlı yakıtın kuru ağaç, en randımanlı ocağın bütan ocakları olduğu anlaşılıyor. Rakamlar böyle diyor ama iş arazide uygulamaya geldiğinde çarşı iyice karışıyor. Bu sebepten dolayı eğer ocak satın almak istiyorsanız, yakıtının ne olacağına önceden karar vermelisiniz. Elbette burada yakıtın kolay bulunabilirliği ve fiyatı da önem kazanıyor. Yakıtın ne olması gerektiğine karar verildikten sonra ihtiyaçları karşılayabilecek ocağın markasını ve modelini tespit edebilmek daha da kolaylaşıyor.



    Piyasadan farklı yakıtlar kullanan ne türlü ocaklar edinebilirsiniz ? Bunuda ayrı ayrı başlıklarda detaylıca anlatmak isterim.
    Cömert ÖZEN 1970
    Şişli - İSTANBUL

  3. #3
    Administrator Cömert Özen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    K.Tarihi
    Jul 2017
    Yaş
    50
    Mesajlar
    142
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür aldı.
    REKLAMLARDA VAAD EDİLENLER VE HAyATIN GERÇEKLERİ :

    Kamp ocağı reklamlarındaki açıklamaları okuduğunuzda , özellikle sıvı yakıt ile çalışan ocaklarla da ,yakıtı koyduğunuz vakit , her şeyin yolunda gideceği ve güllük gülistanlık olacağı şeklinde bir beklenti oluşuyor. Eee o kadarda para verildi. Olsun bari değil mi ? Arkadaşlar. Ama gerçekte olan , ne yazık ki böyle değildir arkadaşlar.

    Diyelim ki Bütan veya İso bütan gaz kartuşu ile çalışan bir ocak aldınız. Gaz kartuşu bittiğinde yedeğini bulabilmek , bırakın anadolu kırsalını , büyükşehirlede bile sıkıntılıdır. Kargo bu tür ürünlerin taşımasını yapmıyor. Her ourdoor firmasında aradığınız modele uyumlu kartuş bulamayabilirsiniz. Bulsanız bile fiyatı değişmiş olabilir.

    Bu tür kartuş kullanılmasa dahi kendi kendine boşalır. Ayrıca yangın söndürücülerde olduğu gibi üzerinde tüpün doluluk oranını gösteren bir gösterge olmadığından , içinde yarısından da az yakıt kalmış bir ocak tüpü ile ne kadar süre yanacağını tahmin edebilmek güçtür.

    Bütan veya isobütan ocağın alevi sönerse , kapalı bir ortamda kullanımda gaz kullanıcısını zehirler arkadaşlar. Keza aynı ortanda bu gazı yakacak bir kıvılcım bile patlamalı yangın çıkmasına sebep olabilir.

    Sıvı yakıtlı ve yakıt olarak alkol kullanan ocaklarda , bir Türkiye gerçeği devreye giriyor. Yüksek vergi alındığı için fiyatı oldukça pahalı hale gelen orjinal üretim içkiye alternatif olarak , halkın almayı tercih ettiği veya kaçak içki yapımda kullanıldığı için etil alkol ( Veya Etanol ) bulabilmek oldukça zorlaştı. 2018 Temmuz itibarı ile litresi 50-65 TL aralığında satılıyor 5 Litre ve üzeri alımlarda ancak litre başına maliyet düşebiliyor. ve bu rakam bu tür alkolü ocak için kullanmayı maliyetli hakle getiriyor. Zaten her köşe başında satılmadığı için almak isteseniz bile, satın almak istediğinizde büyük ihtimalle havale + kargo maliyet bedellerini de eklemek gerekiyor.

    Kendi alkol ocaklarımdan BİM de satılan %80 alkol oranlı KARAYEL kolonyası kullanıyorum. Kapalı alanlarda kullanımda , saf alkole oranla daha küçük bir alev çıkıyor ama yinede yeterli. Açık alanlarda kullanımda randımanlı olabilmesi için rüzgar almayan bir yerde kullanılması veya rüzgarlı bir alanda kullanılacaksa , rüzgar kalkanı ile kullanılması iyi olur.



    Sıvı yakıt olarak ispirto kullanan fitilli ocaklar ( Kanimetolar ) .Bu ocakların olayı suyu oldukça yavaş kaynatması. Bu şekilde yapılan kahvede , kahve demini oldukça iyi bırakıyor. Bundan dolayı makine ile yapılmış kahveyle kıyaslandığında bariz bir kahve tadını alabiliyorsunuz. Bu şekilde yapılmış kahveye alışırsanız , bir daha başka şekilde yapılmış kahvenin yüzüne bile bakmazsınız.

    Ancak 60-70-80 li yıllarda üretilen ve satılan ispirtolar artık üretilmiyor arkadaşlar. Su an piyasada bulunabilen ispirtolar biraz sulandırılmış halde. Ateş çayırdıya çatırdıya sesli olarak yanıyor. 750 ml lik şişesini en düşük 15 TL gibi bir rakamdan bulabiliyorsunuz. Ayrıca ispirtoya ilave edilen mavi boya kuruyup kalıntı haline gelirse , temizlemesi olduça uğraştırıcı.

    Benzin , ocakta yakıt olarak kullanmak için oldukça kirli bir yakıt. Motor içindeki piston basıncı altında yüksek patlamalı yanması için içine extra ilave edilen katkılar. Ocakta serbest ateşte yakılırsa yoğun is oluşturuyor. Bu öyle bir is ki , su ısıtttığınız veya yemek yaptığınız kabın altını oldukça yoğun olarak kaplıyor ve çıkartmak için bulaşık telleri ile oldukça zahmetli bir şekilde temizlemeniz gerekiyor.

    Kapalı alanda kullanılıyorsa ısıttığınız suyun veya yaptığınız yemeğin kokusuna , benzin ve is kokusunun da sinmesi muhtemel arkadaşlar. Benzin aynı zamanda ocak deposunda bırakıldığı vakit , ocağın içindeki kauçuk conta ve O - Ringlere zamanla zarar verir. benzinle çalışan tüm ocaklar benzini , sprey halinde ön ısıtma ile aşırı ısınmış yakıcı kafaya püskültülerek yamnasıyla çalışır Ancak benzin buharı da oldukça yanıcıdır. Ocağın yanıcı ağız harici herhangi bir yerinde sızıntı veya delinme varsa buradanda sızar . Alevle temas ettiğinde anında yanar. Dolasıyla benzin kullanılan ocakların bakımları zamanında ve tam yapılmalıdır. Contalar yıprandıkça değişmelidir , çünkü ufak bir sızıntıda , bulunduğunuz mekanda yangın çıkması içten bile değildir.

    Bunun haricinde benzini istasyonlardan bidonla almak ayrı bir derttir. Monotof kokteyli yapılıyormuş , emniyetten izin belgesi getir şeklinde bir açıklama yaparal pompacı size bidonla benzin vermeyebilir. Benzin uzun süreli depolanamayan bir yakıttır. En fazla 18 ay stokta tutabilirsiniz. Kısa vadeli stoklamada Yakıt taşımak için üretilmiş plastik kırmızı yakıt bidonları yeterliyken , uzun vadeli stoklamada , metal antistatik ve genleşme basıncına dayanaklı özel benzin bidonlarında saklamak gereklidir.

    Yakıt olarak benzin yüksek irtifalarda oksijen oranının azaldığı rakımlarda randımanlı yandığı için tercih edilir. saatçilerin saat camlarını temizlemek için kullanıdıklarından ismi Saatçi benzini diye anılan Hegzan kullanılırsa , içinde extra hiç bir katkı malzemesi olmadığı için , is veya kötü koku oluşumunun önüne geçilebilinir. Anc ak temmuz 2018 tarihi itibarıyla saatçi benzininin litresi 20 TL dir. Ve kargoyla gönderimi yapılmamaktadır. Yani her nerde satılıyorsa bizzat gidip almanız gerekmektedir.

    ( Talep gelmesi durumunda İstanbulda nerede hegzan satıldığını ayrıca yazabilirim )

    Yakıt olarak gazyağı kullanımı biraz karışıktır arkadaşlar. Gazyağı soğuk haldeyken direkt olarak yanamaz. Bir fitile ihtiyaç duyar. Ancak buhar haline geçerse fitilsiz yanabilir. Hemde 1200 C derece gibi oldukça yüksek bir ısıda yanar. Buharı kızgın bir yüzeye temas etmedikçe yanıcı değildir. yani benzin ile çalışırken , olası yangın çıkartabilecek boyutta bir sızıntı , aynı ocağın gazyağı ile çalıştırılması ve aynı boyutta bir sızıntı olması durumunda yangın çıkartmaz , Bir miktar koku artışı olur. Bunu hissedersiniz.

    Gazyağına kokusunu veren içindeki kükürt miktarıdır arkadaşlar. Gazyağı ne kadar rahatsız edici kokuyorsa , içinde o kadar yoğun kükürt vardır. Bundan dolayı piyasada rafine gazyağının yanı sıra , iki kez rafine edilmiş gazyağı da bulmak mümkündür. Hatta içine etanol karışıtırarak derişim azaltılmak suretiyle koku minimuma indirgenebilir.

    Eskiden her köşe balındaki bakkalda bile bulunabilirken , artık İstanbul gibi mega şehir ünvanlı bir yerde bile sadece 2 yerde bulabiliyorum. Elbette daha fazla yerde de satılıyordur ama rakamlar uçuk vaziyette. 500 ml için 20-25 TL gibi rakamlar telaffuz ediliyor. Rafine gazyağınının litresini 8 TL den , çifte rafine gazayağınıda 13 TL den alabiliyorum. ( Talep gelirse İstanbul içinde nerde satıldığını detaylıca yazabilirim. Ama kargo yok bizzat gidip almanız gerekiyor )

    Gazyağı uzun vadede stoklanabiliyor arkadaşlar. ( 18-20 yıl ) Öyle antistatik veya genleşmeye dirençli metal kaplarda bulmanız gerekmiyor. Bu da gazyağını benim favori yakıtım yapıyor. Ancak kamp ocağında yakıt olarak gazyağı kullanılacaksa , ocağın ön ısıtma çanağında keçe veya pamuk yoksa , buraya gazyağı koyarak direkt yaklamıorsunuz. Keçe veya pamuk varsa ve gazyağı koyup ön ısıtma yapıyorsanız , çıkan is , dumanla haberleşen kızılderilileri bile kıskandırır. Çıkan dumanın ocağınızdan çıktığna inanamazsınız.

    Bu sebepten yakıt olarak gazyağı kullanılması tercih edilirse , ön ısıtma yapmak için ,ispirto, alkol , hegzan gibi 2. bir yakıt daha bulundurmak , temiz ve kokusuz bir yanma için akıl kar'ı olur. Gazyağını hem ocakta , varsa hem gazyağı sobasında , varsa gazyağı lambasında da kullanabildiğiniz için, kamp , tekne , karavan , inşaat , şantiye , afet gibi durumlarda geniş kullanım alanı olan bir yakıt haline getiriyor. Bu durumu dost arkadaş meclislerinde dile getirdiğimde nerdeyse herkes bu durumuma tepki gösteriyor. Fazla abarttığımı düşünüyorlar. Bu ekipmanları sadece av veya atış aktivilerinde kullanmıyorum. Kamp ve gezi huyumda olduğumdan olaya geniş açıdan bakıyorum.

    Arkadaşlar kamp ocakları ana başlığı altında açıklamasını yaptığım tüm marka ve model ocaklar elimde var. ( Hatta henüz yazmadığım ocaklarımda var ) Bunları oldukça uç noktalarda zorlayarak kullanıyorum. Bundan dolayı izahını yaptığım ocakların tam olarak neler yapabildiğini ve zayıf noktalarını biliyorum. Bunların kullanımı esnasında nelere dikkat etmeniz gerektiği konusundan yazdığım uyarılar , bizzat kullanırken yaşayarak elde ettiğim tecrübeler ışığında yazılmıştır.

    Bu ocaklar yanlış şekilde kullanırsa bırakın su ısıtmayı veya yemek yapmayı kullanıcısına 3. 2. hatta 1. dereceden yanıklar oluşmasına sebebiye verecek şekilde kazalar oluşabileceği gibi , kullanılan ortamda yangın çıkmasına bile sebebiyet verebilirler. Bu sebepten dolayı , bu tür ocaklar söz konusu olduğu takdirde , " Şunu tavsiye ederim " den daha fazla açıklama yapmak gerekir.

    Bundan dolayı ekipman tanıtımı ve açıklaması ile açacağım her başlık ,diğer forumlardan alışık olmadığımız kadar detaylı ve uzun olacaktır. Uzun yazıları okumayı sevmeyen arkadaşlarıma yegane tavsiyem. Bu tür başlıkları son noktasına kadar okumaları olacaktır.
    Cömert ÖZEN 1970
    Şişli - İSTANBUL

  4. #4
    Üye
    K.Tarihi
    Dec 2019
    Mesajlar
    6
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür aldı.
    çok faydalı bir yazı olmuş emeğinize sağlık. Opitmus ve primus markalarını inceleyeceğim.

  5. #5
    Administrator Ahmet Özalp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    K.Tarihi
    Apr 2017
    Nerden
    Ankara
    Mesajlar
    325
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 Mesajına 0 Teşekkür aldı.

    Yeni kamp ocağım

    Senelerdir ucuz bir ispirto ocağı kullanıyordum.
    blogger-image--1564283924.jpg
    Çay demliğini kaynatması 10 dakika filan sürüyordu ama genelde memnundum.

    Ta ki kızım bana hediye olarak BRS marka bir ocak yollayana dek. Meğerse bendeki ocak filan değilmiş.

    119426352_1470457963126542_3213798556772175300_n.jpg

    Alet jet motoru gibi çalışıyor. Oksijen kaynağı gibi ses yapıyor ama cehennem gibi ısıtıyor.
    Çay demlemek henüz kısmet olmadı ama 3-5 Litre suyu en fazla 5 dakikada kaynatır diye düşünüyorum.

    Cömert Bey'in belirttiği gibi ülkemizde pahallı bir ürün. Para verip alacak olsam herhalde tercih etmezdim.
    Hediye gelmesi iyi oldu.
    Saygılar
    "Daim cenge hazır ol; istersen sulh-ü salah"

    Ahmet Özalp, 1952 ANKARA
    Beretta 1301 T





Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •